Yıl içinde yaşadıklarımız nedeniyle 2009, hemen pek çoğumuz için galiba hayli yorucu ve stresli geçti.
Ancak, bizzat kendi tepkilerimizin oransızlığı nedeniyle yaşanan ekonomik ve siyasi olumsuzlukların reel etkilerinin hayli üzerinde bir stres oluştuğunu düşünmekteyim.
Bu düşüncemi destekleyecek ipuçlarını yaşamımızda gözlemliyoruz zaten;
Basit yaralanmaların olduğu bir trafik kazasına kalabalıkların heyecanla ve bilgisizce yaptığı müdahaleler sonucu daha ağır yaralanmaların veya ölümlerin olduğunu, iki ilkokul öğrencisinin münakaşasının ailelerine taşınması sonucunda ölümlerin olduğu kavgalar hep belleklerimizde…
Görünen o ki 2009’da yaşadığımız stresi 2010’a aynı cesametiyle taşımamanın tek yolu, sağduyulu ve bilgili tepkiden geçiyor. Buna da bir örnek isteniyorsa, aşağıdaki satırlarıyla üstad hepimize sesleniyor:
* * *
Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum…
Işığı gördüm, korktum. Ağladım.
Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi. .. Ağladım.
Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim.
Zamanı öğrendim.
Yarıştım onunla...
Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim...
İnsanı öğrendim.
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...
En sonra da, her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.
Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi...
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,
İnsan tenini öğrendim.
Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu. ..
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim.
Evreni öğrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
En sonunda da, evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini,
Ekmeği öğrendim.
Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim.
Gitmeyi öğrendim.
Sonra dayanamayıp dönmeyi...
Daha da sonra, kendime rağmen gitmeyi...
Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta...
Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiğini,
En sonra da, asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğini…
Düşünmeyi öğrendim.
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
En sonra da, sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek olduğunu öğrendim…
Namusun önemini öğrendim...
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu,
Gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el sürmemek olduğunu öğrendim.
Gerçeği öğrendim bir gün...
Ve gerçeğin acı olduğunu...
Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim.
Her canlının ölümü tadacağını,
Ama sadece bazılarının hayati tadacağını öğrendim… / MEVLANA
* * *
Sağlık, Mutluluk ve Bereket dolu bir 2010 temennisiyle sevgilerimi sunuyorum,
M.Ender ÖZER












