MESLEKİ EĞİTİM TÜRKİYE’NİN GERÇEĞİ

Salı, 21 Haziran 2016 12:27 Yazan&Gönderen  Adnan Saka

     TÜİK’in 2015 verileri, Türkiye’deki 15-24 yaş arası genç nüfusta işsizlik oranının yüzde 20 olduğunu gösteriyor. Buna ek olarak OECD’nin 2015 verilerine göre de, 15-19 yaş arasındaki gençlerin yüzde 22’si ne çalışıyor, ne de eğitim-öğretimlerine devam ediyor.

     Türkiye gibi genç nüfusun yoğun olduğu ülkelerde gençlerin okul ve çalışma hayatında aktif olamaması, ilerleyen zamanlarda önemli bir toplumsal sorunun habercisi durumunda. Ülkelerin gelişmesinde ve kalkınmasında sanayileşmenin temel unsuru olan bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarına sahip yüksek verimi gerçekleştirecek nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi gerekmektedir.

     Nitelikli personellerin bilgi ve becerisi, ekonomik başarının temelini oluşturur. Mesleki eğitim özellikle iki amaca yöneliktir. Birincisi, genç insanlara başarılı bir meslek yolu hazırlamak, ikincisi ise ekonomiye vasıflı personel yetiştirmektir. Günümüzde, hızlı teknolojik değişme ve dünya düzeyindeki yapılaşma değişiminde mesleki eğitimin önemi her zamankinden daha fazla arttı.

     Ancak Avrupa’da mesleki eğitim, toplam eğitimin yüzde 70’ini oluştururken Türkiye’de bu durum tam tersi. Ülkemizde, orta öğretimde yüzde 65 oranında “düz lise” diye tabir edilen genel lise eğitimi alınıyor. Hâlbuki bizim gibi bir ülkede, meslek lisesi eğitimi yüzde 65, genel lise eğitimi ise yüzde 35 düzeyinde olmalı. Meslek eğitiminin ve nitelikli ara personel olmanın itibarı toplumumuzda yeterince benimsenmediği veya itibarsızlaştırıldığı için günümüzde birçok gencimizin hayali yalnızca daha mühendis, doktor, avukat olmaktır. Oysa bu durumun düşünüldüğü kadar olanaklı olmadığını gençlerimiz reel iş yaşamında hayal kırıklığıyla tecrübe ediyorlar.  

     Ülkemizin tüm olanaklarına rağmen koordinasyonsuzluk ve planlama yetersizliği yüzünden işsizliği önemli ölçüde giderecek olan nitelikli teknik eleman gibi önemli istihdam potansiyeli yeterince değerlendirilemiyor.

     Her yıl sayısı milyonlara varan gencimizi üniversite kapılarında hayal kırıklığı ve maceraya atmak yerine, topyekûn mesleki ve teknik eğitime önem veren bir ’zihniyet değişimiyle’ bu önemli sosyo ekonomik soruna çözüm bulunabilir. Bu noktada yapılması gereken Türkiye’deki eğitim sisteminin, ülkedeki ekonomik koşullarda istihdam olanağı olan, reel ekonominin ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte, mesleki ve teknik eğitime önem verilmesidir. Sanayici ile koordineli çalışan mesleki teknik liselerin artırılması ve yüksekokulların cazip hale getirilmesi, hem sanayicinin nitelikli eleman ihtiyacını karşılar hem de ülkedeki işsizlik sorununun giderilmesine katkıda bulunur.

     Aileler ve gençler mesleki eğitime gerektiği kadar önem vermiyor. Gençlerimiz eğitimde ya yanlış tercihler yapıyor ya da yanlış tercihlere yönlendiriliyorlar. Aileler, ‘Evladım üniversite bitirsin de hangisini bitirirse bitirsin.’ düşüncesiyle hareket ediyor. Gençlerimizin bir kısmı Türkiye’de yeterli iş imkanı olmayan alanlarda eğitim görüyor, hal böyle olunca da sayısız üniversite mezunu genç sokaklarda işsiz geziyor. Son yıllarda herkesçe görünen bu gerçeğe rağmen ailelerin ve gençlerin büyük bölümü, teknik ya da ara personel niteliğindeki işlere yeterince değer vermiyor. En başta bu algının değişmesi gerekiyor.

     Üniversiteye girememek ailelerde ve gençlerde hayal kırıklığı oluşturmaması gerekiyor. İş arayan kesimin büyük bölümünde iş garantisi olan ‘masa başı iş’ arayışı var. Oysa günümüzdeki Sanayici ve Kobilerin, mesleği olan, üreten, verimli olan, üretirken kurumunu düşünen, nitelikli ara elemana şiddetle ihtiyacı bulunmakta. Asıl iş garantisi ise budur. Bu özelliklere sahip olan kişiler özel sektörde her zaman iş bulabilir. Özellikle ailelerin çocuklarını, gençlerin de kendilerini ’bir meslek sahibi olarak’ pratik iş yaşamına yönelik geliştirmeleri gerektiğini düşünüyorum.

     Ülkemizdeki OSB’lerde meslek liseleri kurularak, sanayiciyle mesleki eğitim arasında doğrudan bir temas da sağlanmalı. Ayrıca OSB’lerde üretimin yanı sıra eğitim de yapılarak, sanayicinin aradığı nitelikli elemanlar OSB içinde açılacak okullarda karşılanabilir. Nitelikli eleman yetiştirmek amacıyla öğrencilerin yarım gün teorik ve yarım gün de uygulamalı eğitimlerini OSB’deki okullarda aldıkları zaman, mezun öğrenciler eğitim aldıkları OSB’lerde zorlanmadan iş bulabilecek ve sanayi kuruluşlarınca da tercih edilecektir.

     Son olarak nitelikli teknik personel ihtiyacına Aliağa penceresinden bakarsak nitelikli personel ihtiyacının Aliağa’da son derece yüksek olduğunu görüyoruz. İlçemizdeki limanlarımıza yılda 5 bin gemi yanaşıyor. Her gemide bir gemi adamı istihdam edilse 5 bin kişiye iş imkanı yaratılmış olunur. Metalürji konusunda Aliağa, Türkiye'nin yüzde 24’lük ihtiyacını karşılıyor. Ama bu sektörde ara personel konusunda büyük sıkıntılar var. Aliağa’da 3 bin 500 megavat enerji üretiliyor ve bu rakamın önümüzdeki dönemde 5 bin megavata çıkacak olmasına rağmen yüksek gerilim hattı sertifikalı teknisyen iki elin parmaklarını geçmeyecek sayıda. ALOSBİ’nin tam kapasite ile faaliyete geçtiğinde de binlerce çalışana ihtiyaç duyulacak. Bu nedenle geleceğe kendimizi hazırlamak adına tüm paydaşlar mesleki eğitime gereken önemi vermeliler.

     Son olarak tekrar söylemek gerekirse nitelikli teknik personel ülkemizin ve Aliağa’nın gerçeğidir. Bu noktada ailelerimizin ve gençlerimizin geleceği görerek hayatları için çok önemli bir konuda doğru tercih yapmaları gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Son Düzenleme Perşembe, 23 Haziran 2016 08:36
Adnan Saka

Adnan Saka

E-posta: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir