Adnan Saka

Website bağlantısı:

     TÜİK’in 2015 verileri, Türkiye’deki 15-24 yaş arası genç nüfusta işsizlik oranının yüzde 20 olduğunu gösteriyor. Buna ek olarak OECD’nin 2015 verilerine göre de, 15-19 yaş arasındaki gençlerin yüzde 22’si ne çalışıyor, ne de eğitim-öğretimlerine devam ediyor.

     Türkiye gibi genç nüfusun yoğun olduğu ülkelerde gençlerin okul ve çalışma hayatında aktif olamaması, ilerleyen zamanlarda önemli bir toplumsal sorunun habercisi durumunda. Ülkelerin gelişmesinde ve kalkınmasında sanayileşmenin temel unsuru olan bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarına sahip yüksek verimi gerçekleştirecek nitelikli insan gücünün yetiştirilmesi gerekmektedir.

     Nitelikli personellerin bilgi ve becerisi, ekonomik başarının temelini oluşturur. Mesleki eğitim özellikle iki amaca yöneliktir. Birincisi, genç insanlara başarılı bir meslek yolu hazırlamak, ikincisi ise ekonomiye vasıflı personel yetiştirmektir. Günümüzde, hızlı teknolojik değişme ve dünya düzeyindeki yapılaşma değişiminde mesleki eğitimin önemi her zamankinden daha fazla arttı.

     Ancak Avrupa’da mesleki eğitim, toplam eğitimin yüzde 70’ini oluştururken Türkiye’de bu durum tam tersi. Ülkemizde, orta öğretimde yüzde 65 oranında “düz lise” diye tabir edilen genel lise eğitimi alınıyor. Hâlbuki bizim gibi bir ülkede, meslek lisesi eğitimi yüzde 65, genel lise eğitimi ise yüzde 35 düzeyinde olmalı. Meslek eğitiminin ve nitelikli ara personel olmanın itibarı toplumumuzda yeterince benimsenmediği veya itibarsızlaştırıldığı için günümüzde birçok gencimizin hayali yalnızca daha mühendis, doktor, avukat olmaktır. Oysa bu durumun düşünüldüğü kadar olanaklı olmadığını gençlerimiz reel iş yaşamında hayal kırıklığıyla tecrübe ediyorlar.  

     Ülkemizin tüm olanaklarına rağmen koordinasyonsuzluk ve planlama yetersizliği yüzünden işsizliği önemli ölçüde giderecek olan nitelikli teknik eleman gibi önemli istihdam potansiyeli yeterince değerlendirilemiyor.

     Her yıl sayısı milyonlara varan gencimizi üniversite kapılarında hayal kırıklığı ve maceraya atmak yerine, topyekûn mesleki ve teknik eğitime önem veren bir ’zihniyet değişimiyle’ bu önemli sosyo ekonomik soruna çözüm bulunabilir. Bu noktada yapılması gereken Türkiye’deki eğitim sisteminin, ülkedeki ekonomik koşullarda istihdam olanağı olan, reel ekonominin ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte, mesleki ve teknik eğitime önem verilmesidir. Sanayici ile koordineli çalışan mesleki teknik liselerin artırılması ve yüksekokulların cazip hale getirilmesi, hem sanayicinin nitelikli eleman ihtiyacını karşılar hem de ülkedeki işsizlik sorununun giderilmesine katkıda bulunur.

     Aileler ve gençler mesleki eğitime gerektiği kadar önem vermiyor. Gençlerimiz eğitimde ya yanlış tercihler yapıyor ya da yanlış tercihlere yönlendiriliyorlar. Aileler, ‘Evladım üniversite bitirsin de hangisini bitirirse bitirsin.’ düşüncesiyle hareket ediyor. Gençlerimizin bir kısmı Türkiye’de yeterli iş imkanı olmayan alanlarda eğitim görüyor, hal böyle olunca da sayısız üniversite mezunu genç sokaklarda işsiz geziyor. Son yıllarda herkesçe görünen bu gerçeğe rağmen ailelerin ve gençlerin büyük bölümü, teknik ya da ara personel niteliğindeki işlere yeterince değer vermiyor. En başta bu algının değişmesi gerekiyor.

     Üniversiteye girememek ailelerde ve gençlerde hayal kırıklığı oluşturmaması gerekiyor. İş arayan kesimin büyük bölümünde iş garantisi olan ‘masa başı iş’ arayışı var. Oysa günümüzdeki Sanayici ve Kobilerin, mesleği olan, üreten, verimli olan, üretirken kurumunu düşünen, nitelikli ara elemana şiddetle ihtiyacı bulunmakta. Asıl iş garantisi ise budur. Bu özelliklere sahip olan kişiler özel sektörde her zaman iş bulabilir. Özellikle ailelerin çocuklarını, gençlerin de kendilerini ’bir meslek sahibi olarak’ pratik iş yaşamına yönelik geliştirmeleri gerektiğini düşünüyorum.

     Ülkemizdeki OSB’lerde meslek liseleri kurularak, sanayiciyle mesleki eğitim arasında doğrudan bir temas da sağlanmalı. Ayrıca OSB’lerde üretimin yanı sıra eğitim de yapılarak, sanayicinin aradığı nitelikli elemanlar OSB içinde açılacak okullarda karşılanabilir. Nitelikli eleman yetiştirmek amacıyla öğrencilerin yarım gün teorik ve yarım gün de uygulamalı eğitimlerini OSB’deki okullarda aldıkları zaman, mezun öğrenciler eğitim aldıkları OSB’lerde zorlanmadan iş bulabilecek ve sanayi kuruluşlarınca da tercih edilecektir.

     Son olarak nitelikli teknik personel ihtiyacına Aliağa penceresinden bakarsak nitelikli personel ihtiyacının Aliağa’da son derece yüksek olduğunu görüyoruz. İlçemizdeki limanlarımıza yılda 5 bin gemi yanaşıyor. Her gemide bir gemi adamı istihdam edilse 5 bin kişiye iş imkanı yaratılmış olunur. Metalürji konusunda Aliağa, Türkiye'nin yüzde 24’lük ihtiyacını karşılıyor. Ama bu sektörde ara personel konusunda büyük sıkıntılar var. Aliağa’da 3 bin 500 megavat enerji üretiliyor ve bu rakamın önümüzdeki dönemde 5 bin megavata çıkacak olmasına rağmen yüksek gerilim hattı sertifikalı teknisyen iki elin parmaklarını geçmeyecek sayıda. ALOSBİ’nin tam kapasite ile faaliyete geçtiğinde de binlerce çalışana ihtiyaç duyulacak. Bu nedenle geleceğe kendimizi hazırlamak adına tüm paydaşlar mesleki eğitime gereken önemi vermeliler.

     Son olarak tekrar söylemek gerekirse nitelikli teknik personel ülkemizin ve Aliağa’nın gerçeğidir. Bu noktada ailelerimizin ve gençlerimizin geleceği görerek hayatları için çok önemli bir konuda doğru tercih yapmaları gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum.
Pazartesi, 29 Nisan 2013 10:24

İHRACAT VE SANAYİ LOJİSTİĞİ

İhracat ve Sanayi Lojistiğinde Aliağa’nın Türkiye ekonomisi açısından stratejik önemi,

İstatistiklerden de görüleceği üzere Aliağa birçok dinamiği içinde barındıran bir ilçe. 1960’lı yıllardan sonra meydana gelen gelişmeler, yatırımlar, Petkim ve Tüpraş yatırımları ile Aliağa daha da önemli bir konuma sahip oldu. Liman yatırımlar arttı, ülkenin ihracata açılan bir gümrük kapısı olmaya başladı. İstatistikler ve veriler yukarıdaki tablolarda da görüleceği üzere tüm hıza artmaya devam etmektedir. Dolayısıyla lojistik altyapı eksikliklerinin devlet desteği ile giderilmesi ve bölgedeki liman yatırımlarının tamamlanmasıyla ilçe olarak ülkenin en önde gelen ihracat kapılarından biri olacağımızı düşünüyorum.

2013’te yeni yatırımlar gerçekleştirilecek.

Aliağa sadece 2013 yılına odaklı değil. 2012’de birçok yatırım geldi ilçeye, 2013’te de geliyor gelmeye devam da edecek. Ağır sanayi ve enerji bölgesi olan Aliağa coğrafi konumu gereği de denizin kıyısında olmasının ve liman bölgesi olmasının avantajlarını kullanıyor.

Bakıldığı zaman Petkim’in yeni liman yatırımları bulunuyor. SOCAR’ın rafineri yatırımı bulunuyor. Aliağa Organize Sanayi Bölgesi’nde(ALOSBİ) bekleyen ve proje aşamasında 40’a yakın yatırım bulunuyor. Kimya ve demir çelik sektörü devamlı kendi bünyesinde yatırımlar yapıyor. Devletin de demiryolu ve karayolu konularında yatırım projeleri bulunuyor.

Yatırımların bir kısmının tamamlanmasıyla bile Aliağa’nın önemi çok daha artacaktır. Aliağa ilçesi bünyesinde farklı birçok sektörü barındırmasıyla uluslararası alanda da dikkatleri üzerine çekmeye başarmaktadır. Öyle ki demir çelik üretimi, enerji, petrol ürünleri ve kimya üretimi başta limanları, maden ve akaryakıt sektörü, LNG ve LPG yatırımlarını da bünyesinde barındıran Aliağa renkli bir sanayi yapısına sahiptir.

Reel ekonominin içinde olan bir sanayici olarak beklentilerim,

Aliağa devlet yatırımlarından uzak kaldığı dönemler de bile gelişmeye devam etti. Aliağa’nın mevcut sanayi yapısı ve liman bölgesi olması Aliağa’nın doğal gelişim süreci yaşamasına neden oluyor. Dolayısıyla yukarıda saydığımız yatırımlar Aliağa’yı kısa vadede çok çok ileri taşıyacaktır. Bu sürecin ilk tohumlarını Aliağa 2013 yılında tamamlanacak ya da gelişme gösterecek devlet yatırımları paralelinde alacağı sanayi yatırımları hissedecek ve hissedecektir. Belirtmek istediğim ve önemle üzerinde durulması gerektiğine inandığım bir konu da bulunuyor. Aliağa bu gelişmelerin paralelinde bir lojistik merkez olma yolunda ilerliyor. Yatırımların tümü buna işaret ediyor. Devletin Aliağa’yı da içine alan projeler üretmesinde oldukça memnunuz ancak Aliağa’nın devlet eliyle lojistik olarak planlanmasının ve sanayi altyapı eksikliklerine çözüm üretilmesinin de ülkemiz için daha verimli sonuçların elde edilmesini sağlayacağına inanıyorum.

Adnan Saka

Yönetim Kurulu Başkanı

Perşembe, 19 Temmuz 2012 09:17

Ülkenin 2023 Vizyonuna Giden Yolda Aliağa

Aliağa gerek stratejik konumu, gerek coğrafi yapısı ile birçok alanda ön plana çıkan bir ilçe. Ayrıca, Aliağa coğrafi yapısı, limanları, demir çelik sektörü, enerji sektörü ve ağır sanayi, Organize Sanayi Bölgesi, Gemi Söküm tesisleri ile hızlı gelişiyor, ülkenin 2023 vizyonunda önemli bir yer tutuyor.

Kısaca açıklayacak olursak;

Aliağa limanlarından 2011 yılında 40 milyon ton elleçleme yapılmıştır ki, %100 kapasiteyle çalışılmadan bu istatistik elde edilmiştir. Halihazırda yapımı devam eden Kuzey Ege Çandarlı Limanı ve buna ilave Socar Turcas-Petkim'in yapacak olduğu limanlar ile yakın gelecekte Aliağa'nın ülkenin en önde gelen liman bölgelerinden biri olmaya devam edeceğini düşünüyorum.

%22 İle Demir Çelik üretiminde Türkiye Üçüncüsüyüz

Limanların hemen yakınında bulunan demir çelik firmaları üretimi ile Türkiye'de İskenderun ve Marmara'nın ardından Türkiye demir çelik üretiminin %22'sini karşılayarak 3. Sırada yer alıyor. Aliağa demir çelik sektörünün yakın gelecekte, yaptıkları teknoloji yatırımları ve kurdukları yeni fabrikaların olumlu etkisini hissetmeye başlayacağı düşün-cesindeyim. Ülkenin tek gemi söküm tesislerinin de Aliağa'da bulunuyor olması sektörün hızlı yükselişine olumlu etkileri ile katkıda bulunmaktadır.

SOCAR'ın Yapacağı Yatırım Aliağa ve Bölgenin Değerini Artıracaktır

Ağır sanayi kuruluşlarının devamlı yaptığı yatırımlar, SOCAR'ın yapacak olduğu rafineri yatırımı Aliağa'nın ve bölgenin değerini artıracaktır. Buradaki sanayi ile bağlantılı enerji yatırımları yapılmaktadır. Enerji bölgesi olan Aliağa'ya hızla rüzgar gülleri, termik santral yapılmakta, bazı projeler de plan aşamasında beklemektedir. Biz, Aliağalı olarak çevreye duyarlı santraller yapılmasını hak ediyoruz ve istiyoruz. Aliağa'ya yapılacak her türlü enerji ya-tırımının da çevreye duyarlı kriterler dikkate alınarak yapılması gerektiği inancındayım.

Aliağa'da kurulacak bir lojistik köyün etkileri yatırımların daha hızlı gelmesini sağlayacaktır

Bölgede lojistik köy kurulması için hızlı bir çalışma ve çaba söz konusudur. İlerleyen süreçte, altyapısı hazır bekleyen Aliağa Organize Sanayi Bölgesi'nin de avantajları ile Aliağa'da kurulacak bir lojistik köyün etkileri yatırımların daha hızlı gelmesini sağlayacaktır. Aliağa dinamikle-rinin kaçınılmaz kıldığı lojistik köy kurulmasına giden yolda Aliağa liman bölgelerinde yaşanan yol-depolama gibi sıkıntıların, sosyal yaşam alanlarındaki eksiklikler gibi bazı sorunların ortadan kaldırılması için çalışmalar sürüyor. Yerel yönetimler ve merkezin birlikte hareketi ile bu çalışmaların olumlu şekilde sonuç-landırılacağı, dolayısı ile Aliağa'nın ülke ekonomisine katkısının çok daha yukarılara çıkacağı kanısındayım.

EXPO 2020'ye Giden Yolda ve Ülkenin 2023 Vizyonuna Giden Yolda Planlamalar İyi Yapılmalı

Aliağa'nın, İzmir'in adını duyur-mamız, ülkenin ekonomik ve sosyal anlamda yükselişi için, ülkenin 2023 vizyonu ile EXPO 2020'ye giden yolda bazı önlemlerin alınması gerektiğinin altını çizmek isterim.

Öyle ki, bölgede yapılacak ekonomik ve sosyal yatırımların planlama ve gerçekleş-mesi aşamalarında yerel yönetimlerin, dinamiklerin etkisi artırılmalı. Yerel yöne-timlerin ve dinamiklerin düşünce ve ö-nerileri alınmalı. Bulunduğu bölgeyi en iyi tanıyan orada yaşayan insanlardır. Bölge halkı sosyal sıkıntıları hissedendir, ticareti yapanlar, üretenler ekonomik sıkıntıları hissedenlerdir. Bu sıkıntıları ortadan kaldırmak istiyorsak, bölgede yaşanan sıkıntıları bu kişilere sorarak çözme yoluna gitmeliyiz ki hedeflere ulaşılabilelim.

Yerel yönetimler ve merkezdeki idareciler bir arada hareket etmeliyiz

Eğer sıkıntıları ortadan kaldırmak, eğer sesimizi duyurmak istiyorsak, 2023 vizyonuna ve EXPO 2020'ye giden yolda yerel yönetimler, dinamikler ve merkezdeki idareciler bir arada hareket etmeliyiz ki doğru adımlar atalım, hakkettiğimiz değerlere el ele koşalım, koşabilelim.

Pazartesi, 07 Mayıs 2012 12:27

Aliağa Vizyonunu Belirliyor

TEPAV’ın yapmış olduğu anayasa çalışmalarından esinlenerek Aliağa için bir çalışma planladık. Bu çalışma ile reel çıktılara ulaşabileceğimiz veriler elde etmeyi amaçlıyoruz.

TEPAV’ın uygulaması hakkında,

Hepinizin bildiği gibi TEPAV anayasa platformu çalışmaları ile halka ulaşarak büyük toplantılar organize ediyor. Bu toplantılarda tamamı halktan oluşan, eğitim ve meslek durumlarına göre dağılımları yapılmış 10’ar kişilik gruplar bulunuyor. Bu grupların tartışma yöneticileri bulunuyor ve veriler bilgisayara kaydediliyor. Bu tartışma yöneticileri hiçbir şekilde toplantının gidişatına yön vermiyor, toplantıyı etkilemiyor. Farklı firiklerin böylesine demokratik bir yöntem ile değerlendirilmesinin artıları muhakkak ilerleyen dönemde ortaya çıkacaktır.

TEPAV ile diyalog içerisindeyiz,

Biz de Oda olarak, halkın nabzını yoklayıp ekonomik ve sosyal bütünlük içinde Aliağa’nın vizyonunu belirlemek için benzer bir çalışma öngördük. Bu çalışmayı üyelerimiz ve Aliağa’da yaşayan herkesime ulaşarak gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Eğitim ve meslek durumlarına göre, sosyal çevrelerine göre gruplandırmalar yapmaya çalışacağız. 10’ar kişilik gruplar oluşturarak bağımsız tartışma yöneticileri eşliğinde tartışma platformu kurmak istiyoruz. Burada TEPAV’ın da desteği alınarak, soru analizleri, uygulama yöntemleri vb. faaliyetlerin altyapısını oluşturma yoluna gitme düşüncesindeyiz. Bu çalışmada ilk hedefimiz 100 kişiye ulaşarak ilk çalışmamızı gerçekleştirmek yönündedir.

İlginç öneriler, önemli tespitler ve çok değerli fikirler ortaya çıkacaktır,

Biz inanıyoruz ki çok ilginç öneriler, çok önemli tespitler ve çok değerli fikirler ortaya çıkacaktır. Yöntem olarak; tartışma yöneticileri tarafından bilgisayara kaydedilen veriler ilgililer tarafından analiz edilecek. Bu analiz sonucu ortaya çıkacak öneri, tespit ya da fikirler elimizde çok önemli bir done olarak Aliağa’ya değer katacak. Nasıl olacak bu? Şu şekilde cevaplayabilirim. Uzun yıllar Oda Başkanlığım sırasında yaşadığımız en büyük sıkıntıların başında bürokrat, siyasetçi veya ticaret erbablarından Aliağa’nın ihtiyaçları ve gelişimi için, okul, yol, hastane, sanayi planlaması, çevre planlaması gibi bir çok farklı konuda taleplerimiz oldu. Talepte bulunurken bilimsel ve reel veriler ile yola çıkmadık, çıkamadık. Şimdi bu çalışma ile bir başlangıç yapacağız. Bu çalışmaya ek olarak hali hazırda Aliağa’ya ilişkin bir veri tabanı oluşturmak için yoğun çalışmalar içersindeyiz. Resmi ve özel kurumlardan bilgi taleplerinde bulunuyoruz.

Aliağa’nın vizonunu ve eksiklilerini net olarak belirleyebileceğiz,

Bu çalışmalar ile gerekli bilgilere ulaştığımız zaman Aliağa’nın vizyonu ve Aliağa’nın eksikliklerini net olarak belirleyebileceğiz. Elimizde bilgiler, veriler olduğu içinde gerek taleplerimizi gerek de beklenti ve isteklerimizi ilgili kurumlara belgeler ile anlatabileceğiz. Belgeler ile gittiğimiz ve çaldığımız her kapıdan bir sonuç alacağımıza yürekten inanıyorum.

Halkın, resmi ve özel kurumların desteğini bekliyoruz,

Ekonomik anlamda gelişen ve büyüyen Aliağa’nın sosyal alanlarda da aynı gelişimleri gösterebilmesi için bu çalışmalar büyük önem taşıyor. Biz Oda olarak gerekli çalışmaları yürütüyoruz. Sonuçlarını da çalışmaların ardından almaya başlayacağız. Sonuçlarının olumlu olacağına inandığımız bu çalışmalara halkımız, resmi ve özel kurumların desteğini bekliyoruz.

Bu gelişmeleri biz Aliağa olarak bütün kurumlar ile ele ele vererek Aliağa için yapmak mecburiyetindeyiz. Bunu yapabilmek için Aliağa’da yaşayan  ve kendini Aliağalı hisseden her kesimden insanın desteğine, fikirlerine ihtiyacımız var. Aliağa’ya, Aliağa’da yaşayanlar ve Aliağa’yı düşünenler ancak faydalı olabilirler.

Dünya büyük bir ekonomik krizle boğuşuyor. Batmaz denen bankalar batıyor, dünyanın en büyük firmaları ya küçülüyor ya da kapanıyor.

Tam da, dünya ekonomisinin böyle darboğaza girdiği dönemde Türkiye ekonomisi büyüyor, istatistikler büyüdüğünü gösteriyor. Ancak cari açık da ciddi anlamda büyüyor ve bu konuda acil önlemler alınması gerekiyor. Devlet bu konudaki uygulamaları ile hassasiyetini ortaya koyuyor ve yeni projeler açıklıyor, yeni hibeler sunuyor, teşvik paketlerinde yenilikler yapıyor.

Bizler, ticaretin içindeki kişiler neler yapıyoruz peki? Devletin getirdiği ya da getireceği yeniliklere ayak uydurabiliyor muyuz? Yeni bir teşvik paketi açıklandığında işletme olarak o teşvik paketinin hangi noktasında olduğumuza bakıyor muyuz? Yeni bir destek ya da hibe programı açıklandığında bunlardan yararlanabilir miyiz diye düşünüyor muyuz? Hepimiz biliyoruz ki, cari açığın kapanması için, en azından cari açıktaki büyümenin durması için ihracat yapmalıyız, ithalatı azaltmalıyız. Peki ihracat yapan firmalar olarak ihracatımızı artırmak için neler yapıyoruz, imalatçı firmalar olarak ithalatı düşürmek için neler yapıyoruz?

Ben diyorum ki devletin tek taraflı uygulayacağı yatırım politikaları, biz ticaretle uğraşanlardan karşılık bulmadığı sürece başarılı olma yolunda zorlanacaktır. Bu yüzden ısrarla sesleniyorum, bir teşvik programı, bir destek ya da hibe programı açıklanırsa inceleyelim, nerede olduğumuzu, devletin ne kazanacağını, bizim ne kazanacağımızı görelim

Biz Ticaret Odası olarak gerek eğitimlerle, gerek de Aliağa ticari hayatına olumlu yansıyacağını düşündüğümüz konularda sık sık etkinlikler düzenliyoruz. Bunun son iki örneğini Ekim ayı içinde yaşadık.

Birincisi, cari açık tehdidine karşılık KOBİ’lerin ihracat yönlendirilmesi ve ihracatta verimlilik artırma eğitimi verdik. Bu eğitim uluslararası bir faaliyet olan 37 ülkede eşzamanlı uygulanan Avrupa KOBİ Haftası etkinlikleri kapsamında verildi. Ayrıca belirtmek isterim ki bu etkinliğe Oda olarak sadece biz katıldık. Eğitimi, Bilim, Sanayi Teknoloji İl Müdürlüğü Verimlilik Uzmanı Murat Açık ve Gediz Üniversitesi Öğretim Görevlisi Mutlu Yılmaz verdiler.

İkincisi ise, KOSGEB’in önemle üzerinde durduğu, İzmir’de iki örneğini uygulamaya koyduğu “ İşbirliği Güç Birliği Destek Programı” detayları ile KOSGEB İzmir Kuzey Hizmet Merkezi Müdürü Kazım Akgün tarafından detayları ile anlatıldı. Gazetemizde detayları yer alan bu destek programı kapsamında şunun altını ısrarla çizmek istiyorum. Devlet diyor ki işletmesini büyütmek isteyen var mı? Varsa gelin size 250 Bin TL vereyim. Siz de biraz fedakarlık yapın, en az üçü aynı sektörden beş işletme bir araya gelin yeni işletme sahibi olun. Bunu yaparken de mevcut işletmelerinizi kapatmayın. Ben de diyorum ki daha ne yapılması gerekiyor. Gürültüyü, kavgayı, anlaşmazlıkları bir kenara bırakalım, profesyonelce hareket ederek, mantığımızla düşünelim ve küçük işletmeler olarak yarının büyüklerine yem olmayalım. Bu konuda hassas davranalım, devlet bize her elini uzattığında da birimiz o eli muhakkak yakalamaya çalışalım. Hem Aliağa, hem ülkemiz hem de bizler buradan kazanım elde edelim.

YATIRIMLARIN ALİAĞA’YA ETKİLERİ VE SOSYAL YANSIMALARI

Yazımın son bölümünde ise, çok önemli olduğunu düşündüğüm bir konuya değinmek istiyorum. Biz bulunduğumuz Coğrafya gereği liman ve iskele konularında devamlı gelişme gösteriyoruz. Ancak sadece limanını yapıyoruz. Ne yolunu düşünüyoruz, ne de depolama alanlarını düşünüyoruz. Liman yapılsın da gerisi bir şekilde hallolur diyoruz. Ama öyle olmuyor, yatırım eksik kalıyor. Bunun örneğini Aliağalı birçok vatandaşımızın da bildiği gibi Aliağa liman ve iskeleler yolunda yaşıyoruz. Planlama merkezden yapılınca ve tüm detayları ile yapılmayınca bugün bunları konuşmak durumunda kalıyoruz. Bu planlamalara yerel yönetimlerin katılamamasının net sonucudur.

Bu tür merkezden düşünülerek planlanan yatırımların toplum üzerinde sosyal yansıması da söz konusu oluyor. Sosyal yaşam bu kadar hızlı göç alan şehrimizin en önemli eksikliklerinden biridir. Sosyal yaşamın içinde kastettiğimiz bu nüfusa ve gelecek olan göç nüfusuna göre okul, hastane, sosyal yaşam mahalleri, aktivite alanları e yapımları, donatılarıdır.

Bugün Aliağa’mızda akşam olunca insanlarımızın yaşam mahalleri çok sınırlıdır. Ne bir gençlik merkezi, ne bir alışveriş caddesi, ne de bir sosyal alan maalesef mevcut değildir. Hele kış olunca bu sıkıntı daha da artmaktadır ve insanlarımız vakit geçirmek ve sosyal yaşam için Karşıyaka’ya, İzmir veya yakın diğer yaşam mahallerine gitmektedirler. Tabiki bu durum, ilçemizin ekonomik durumunu da yansıtmakta olup, insanlarımız mağdur olmaktadırlar.

Elimizdeki somut verilere baktığımız zaman şunu net olarak söyleyebilirim ki yatırımlar konusunda artık geçmişte yapılan hataları görüyoruz, ders çıkarıyoruz, çıkarmalıyız. Dolayısıyla artık hata yapma lüksümüz yok, yapmayacağımıza da yürekten inanıyorum. Aslında kendimizi sınayacağımız bir tabloyla karşı karşıyayız. Geçtiğimiz günlerde Başbakanın da açılışına geldiği, Petkim’e ait 5 Milyar dolarlık bir yatırım söz konusu. Temeli atıldı ve 5 yıla kadar tamamlanması bekleniyor.

Ben bu yatırımı geçmişten ders çıkarıp çıkarmadığımızı görebilmek için bir sınav olarak görüyorum. Bu sınavı hem Petkim’in, hem de devletin başarı ile geçeceğine de inanıyorum. Temel atma töreninde 5 yılda bitmesi planlanan rafineri yapımında 10 Bin kişinin çalışacağı kamuoyu ile paylaşıldı. Vatandaşlarımız kadar bizler de Oda olarak bu habere hem heyecanlandık hem de sevindik. Yatırımı yapanlar bu 10 Bin kişinin kalacağı yerleri belirleyecek, oluşturacak, bu insanların ailelerinin tedavi olmaları ya da sağlıklarını koruyabilmeleri için hastane planlayacak ve çocuklarının eğitim ihtiyaçlarını karşılayabilmek için okul yapılacak. Kesin hükümlerle konuşuyor olmam yanlış anlaşılmasın. İnançlarım doğrultusunda, öyle olacağına inandığım için bu şekilde konuşuyorum.

Az önce de dediğim gibi Petkim’in bu sınavı başarıyla geçeceğine inanmak istiyorum. Biliyorum ki böyle önemli noktadaki kimseler hem planlamalarını hem de yatırımlarını tüm kapsamıyla, geniş bir çerçevede oluştururlar. Sacayağının birini eksik bırakmazlar. Sonuçta yatırımın sadece ticari değil, sosyal yönünü de düşünürler ki düşünmeleri de gerekir.

Son olarak söylemek istediğim, bizler Oda olarak yasal yükümlülüklerimiz ve sorumluluklarımız çerçevesinde bu yatırımın hem takipçisi hem de destekçisi olacağız. Aliağa’nın ve Aliağa halkının kazanması için ne gerekiyorsa yapmaya çalışacağız.

Petkim’e de bu yatırımında başarılı olmasını, hem topluma hem Aliağa’ya hem de ülkeye fayda sağlamasını diliyorum.

Sayfa 1 / 2